“Bazı çocuklar hayata
oyuncakla değil,
yoklukla başlar.
Küçük yaşta beklemeyi öğrenirler.
İstemeden vazgeçmeyi.
Ağlayınca kimsenin gelmeyebileceğini.
Ve kendi kendine dayanmayı…
Bu çocuklar büyüdüğünde genellikle iki şey olur:
Ya çok güçlü görünürler.
Sorumluluk alırlar.
Kimseye yük olmak istemezler.
‘Ben hallederim’ cümlesi hayat mottosu olur.
Ya da…
İçten içe hep bir yorgunluk taşırlar.
Çünkü çocukken taşıdıkları yük
yaşlarından büyüktür.
Ama ortak bir özellikleri vardır:
Dayanıklıdırlar.
Ertelemeyi bilirler.
Yokluğa tahammülleri vardır.
Şimdi bugünün çocuklarına bakıyoruz…
Her şey hızlı.
Her şey anında.
İstediğin bir tuş uzağında.
Sıkılmaya tahammül yok.
Beklemeye yer yok.
Ve biz bazen şunu fark ediyoruz:
Zorlukla büyüyen çocuklar
hayata dayanıklı olur,
ama mutlu olmayı geç öğrenir.
Kolaylıkla büyüyen çocuklar ise
mutlu görünür,
ama hayata dayanmayı geç öğrenir.
Çünkü psikolojide çok temel bir gerçek vardır:
Dayanıklılık,
yoklukta gelişir.
Tahammül,
gecikmede gelişir.
Sabır,
eksikli...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects