Toprağın bir dili var.
Bu dili en iyi bilen, Anadolu kadını.
Başaklar arasına girer, orakla biçer.
Elindeki buğday; akşam sofrası, sabah duası, evin ayakta kalma sebebi.
Ekmek, bu topraklarda anneyle yan yana anılır.
Hamuru yoğuran el, çocuğun başını okşayan eldir.
Tandırın başındaki kadın, sadece karın doyurmaz;
bir aileyi ayakta tutar.
Sabah ayazında tarlaya inen kadının
yorgunluğu kimsenin hesabında yok.
Bel bükülür, eller nasır tutar,
ama sofraya konan ekmekten önce
kadın kendi payını hayattan verir.
Bu ülkede ekmek yere düşerse alınır, öpülür, başa konur.
Çünkü o lokmada;
annenin duası,
çocuğun umudu,
evin onuru vardır.
Bugün Türkiye’de sofralar sadeleşti.
Et azaldı, sebze azaldı.
Ekmek çoğaldı.
İnsanlar doymak için değil, tutunmak için ekmek yiyor.
Yoksulluk gürültü yapmıyor,
sessizce sofraya oturuyor.
Ekmek arttıkça refah artmadı.
Ekmek büyüdükçe hayat daraldı.
Bu ülke artık ekmekle ayakta kalmaya çalışan milyonların ülkesi.
Anadolu kadını hâlâ üretiyor.
Ama emeği her ge...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects