Terapi odasında sık gördüğüm şeylerden biri şudur; kişi partnerini çok sevdiği için değil, onu kaybetme ihtimaliyle yüzleşemediği için sürekli tetikte yaşar. Mesajlara bakar, sosyal medyayı kontrol eder, kimleri takip ettiğini inceler, ses tonundaki en küçük değişikliği bile tehdit olarak algılar.
Çünkü zihni sevgi aramaz, güvenlik arar.
Geçmişte aldatılmış olmak, ihmal edilmek, terk edilmek ya da çocuklukta sevginin tutarsız verilmesi insana şu mesajı öğretir:
"Bir gün mutlaka gidecekler."
İşte o noktadan sonra kişi partnerini değil, olası bir ihaneti takip etmeye başlar. Telefonun geç açılması, kısa cevaplar, yorgun görünmesi bile zihinde senaryolar üretir.
Fakat burada acı bir paradoks vardır.
Aldatılmaktan korkan kişi ilişkiyi korumaya çalışırken, sürekli sorgulamalar, suçlamalar ve kontroller nedeniyle ilişkinin huzurunu yavaş yavaş tüketebilir.
Çünkü güven, kontrol ederek büyümez.
Şüphe bazen gerçeğin değil, geçmiş yaraların sesidir.
Bu yüzden aşırı aldatılma korkusunun çözümü pa...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects