Tapilerde seanslarda en sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
"Hocam, biraz daha zamanı gelsin... O zaman kendime vakit ayıracağım."
Sonra yıllar geçiyor.
Bir danışanım, "Çocuklar büyüsün, o zaman yaşayacağım." diyordu. Çocuklar büyüdü ama bu kez "Şimdi de iş yoğunluğu var." dedi. Ardından torunlar geldi. Bir ömür hep "sonra" diyerek geçti.
Bir başka danışanım ise yıllarca sevdiği işi yapmak istedi ama hep kendini erteledi. "Biraz daha garanti olsun." diye bekledi. Yıllar sonra bana söylediği tek cümle şuydu:
"Keşke korkularımı değil, hayallerimi dinleseydim."
Aslında insanı en çok yoran şey hayatın zorlukları değil; sürekli ertelenen hayatlardır.
Zihnimiz hep gelecekte yaşayacağımız mutlu günü beklerken, elimizdeki bugünü sessizce kaybederiz.
Elbette sorumluluklarımız olacak. Ama her mutluluğu, her huzuru ve her hayali "bir gün"e bırakırsanız, o gün geldiğinde yaşayacak enerjiniz kalmayabilir.
Hayat, bir gün başlayacak bir şey değil.
Hayat, tam şu an akıp gidiyor.
Kendinize bu...
Not seeing views yet? Check back later!
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects