Bir terapist olarak son yıllarda en çok düşündüğüm sorulardan biri şu: Bize ne oluyor? Her gün bir eş cinayeti, bir çocuk istismarı, bir trafik kavgası, bir sokak şiddeti haberi görüyoruz. Sanki insanlar artık öfkelerini kontrol etmek yerine onun esiri oluyor. Oysa hiçbir insan bir günde bu noktaya gelmez. Bastırılmış öfke, çözülemeyen travmalar, yoğun stres, ekonomik sıkıntılar, yalnızlık, değersizlik hissi ve sağlıksız iletişim zamanla birikir. Duygular konuşulmadığında kaybolmaz; sadece şekil değiştirir. Kimi zaman hakaret olur, kimi zaman yumruk olur, kimi zaman ise geri dönüşü olmayan bir şiddete dönüşür. Elbette bu etkenler şiddeti haklı çıkarmaz. Şiddetin sorumluluğu her zaman onu uygulayana aittir. Ancak bu tabloyu değiştirmek istiyorsak, yalnızca sonuçlara değil, onları besleyen nedenlere de bakmak zorundayız. Çünkü öfkesini yönetemeyen bir insan sadece karşısındakine zarar vermez; önce kendi vicdanını, sonra ailesini ve sonunda bütün toplumu yaralar. En acı tarafı ise şu: Bir...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects