Bir terapist olarak en çok içimi acıtan şeylerden biri, anne ve babasının arasında sıkışıp kalan çocukları görmek.
Çünkü bir çocuk, anne ve babasını aynı anda sevmek ister. Onun dünyasında biri kazanırken diğerinin kaybetmesi diye bir şey yoktur. Ama ebeveynler birbirlerini cezalandırmaya çalışırken, farkında olmadan en büyük bedeli çoğu zaman çocuk öder.
"Git babana söyle..." "Annen zaten hep böyle..." "Baban bizi hiç düşünmedi..." "Hangimizi daha çok seviyorsun?"
Bu cümleler yetişkinler için öfkeyle söylenmiş birkaç söz gibi görünebilir. Ama bir çocuğun zihninde bunlar ağır bir yük hâline gelir.
Çocuk, bir süre sonra taraf seçmek zorunda hisseder. Bir ebeveyne sarıldığında diğerini incitiyormuş gibi suçluluk yaşar. Kendi duygularını bastırır, herkesi mutlu etmeye çalışır. Daha küçücük yaşta arabulucu olur, yetişkin gibi davranmaya başlar.
Oysa bu onun görevi değildir.
Çocuk; anne ve babasının terapisti, hakemi ya da habercisi değildir. Onun görevi oyun oynamak, güven içinde büyümek v...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects