“Öğretmenin her zaman haklı olduğu okuldan, öğretmenin sürekli kendisini açıklamak zorunda olduğu okula geldik.”
Bir tarafta çocuğun söz hakkını savunurken diğer tarafta öğretmenin pedagojik alanını giderek daralttık. İletişimi artırdık ama sınırları kaybettik. Öğretmeni “kutsal” ilan ederken emeğini, mesaisini ve özel hayatını görünmezleştirdik.
Üstelik çocuğun yaşadığı her rahatsızlığı ortadan kaldırmaya çalışırken şu mesajı verme riskimiz var: “Sana sınır koyan kişi sana haksızlık yapıyordur.”
Oysa okul biraz da beklemeyi, başarısız olmayı, “hayır” cevabını duymayı ve davranışlarımızın sonucuyla karşılaşmayı öğrendiğimiz yer.
“Çünkü öğretmene yönelik şiddet, yumruğun atıldığı gün başlamıyor.”
Çok daha önce başlıyor. Yetişkinlerin birbirine nasıl davrandığında, çocuğun önünde öğretmenin nasıl konuşulduğunda, kurumun çalışanını ne kadar koruduğunda ve çocuğa hayal kırıklığıyla ne yapacağının nasıl öğretildiğinde.
Son yirmi yılda çocuklara izlemeleri için nasıl bir yetişkin dünya...
Suggested Credits
Tags, Events, and Projects