Kahramanmaraş’tan aklımda kalan ilk şey dondurma olmadı. İnsanlar oldu.
Türkiye’de uzun yıllardır yaşıyorum ama Anadolu’da her yeni şehir bana hâlâ ne kadar çok şey öğrenmem gerektiğini hatırlatıyor.
Kültür Yolu Festivali vesilesiyle Kahramanmaraş’ı sadece yemekleriyle değil; çarşısıyla, ustalarıyla, üreticileriyle ve sofralarıyla tanıma fırsatı buldum.
Fidan Paça’dan Hacı Milcan’a, Kapalıçarşı’dan Başkonuş Yaylası’na kadar her durakta aynı şeyi hissettim: burada gastronomi sadece tabakta değil, hafızada yaşıyor.
Et, bulgur, yoğurt, biber, tarhana, salep, keçi sütü… Malzemeler sade olabilir ama arkalarında çok güçlü bir kültür, büyük bir emek ve yılların ustalığı var.
Beni en çok etkileyen ise sofraların cömertliği ve insanların samimiyetiydi. Çünkü bazen bir şehri anlamanın en güzel yolu, onun sofrasına oturmaktır.
6 Şubat’tan sonra bütün bunların anlamı daha da büyük. Bir şehri ayakta tutan sadece binalar değil; insanları, ustaları, kültürü ve hafızasıdır.
Kahramanmaraş’tan ço...